Köşe Yazıları

SAMİMİYET

SAMİMİYET

Söylediklerimizde ne kadar samimiyiz?

Konuşmak için mi konuşuyoruz, yoksa bir şeyler anlatmak için mi?

Bunun doğruluk derecesini şahsın kendisi daha iyi bilir. Çünkü maksadını dışarıdan anlamak mümkün değil. Dinleyen söze bakar. Söyleyenin ne derece söylediklerine kendi de inandığına değil.

Yalnız kaldığımızda hayal kurarız. Bu bir sessiz konuşmadır aslında. Yalnızken düşündüklerimizi sesli olarak yaptığımızda hakkımızda hiç de iyi bir şey söylemezler. “Kendi kendine konuşuyor” denir. Bu da çok makbul bir şey değildir.

Yani…

İnsanlar istediği kadar sessiz düşünebilir. Ancak açıklamayı başka biri varken yapmak mecburiyeti vardır. Yoksa hüküm bellidir:

Kendi kendine konuşuyor işte…

İster hayal kuralım, ister başkalarına karşı bir şeyler anlatalım. Temelde bir fikri sesli veya sessiz kabul etmiş oluruz.  Burada soru şu: İnsan sesli konuşurken mi daha samimidir, yoksa sessiz düşünürken mi?

İşte konunun düğümlendiği yer.

İçimizden geçirdiklerimizde mi daha gerçekçiyiz, anlattıklarımızda mı?

Bence bu sorunun başka türlü bir sorulma biçimi daha var. O da: İnsanın kendini kandırması mı daha kolay başkasını kandırması mı?

Veya:

İnsan anlattıklarından mı daha çok çekinir, düşündüklerinden mi?

Neresinden bakarsanız bakın içinden çıkılmaz sorular bunlar.

Etrafımızda onca sosyal, kültürel, ekonomik ve politik farklılık varken ağzından çıkanı kulağı duyacak gibi konuşabilir.

Her yerde istediğimiz gibi konuşabilir miyiz?

Her yerde içimizden istediğimiz gibi konuşabilir miyiz?

Başkasına konuştuklarımızda mı daha samimiyiz, yoksa içimizden geçirdiklerimiz mi?

Bir düşünün ve cevabı sessizce kendinize verin.

Nasıl zor soru değil mi?

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL