Köşe Yazıları

Orta Camii Esnafı

Orta Camii Esnafı

Geçmişten geleceğe aktarılan Adapazarı ile ilgili bir çok değerlerin yaşanmışlıkların yanı sıra halen kullandığımız ve herkes tarafından bilinen bazı tarihi semt isimleri günümüzde de kullanılmaktadır.

Çeşme meydanı,Patetes hali,Hayvan pazarı, Yenicami ve Uzun çarşı gibi…

Bir çok semt ve bölge isminin yanında halen kullandığımız esnaflarımızın olduğu uzun çarşıyla özdeş hale gelmiş Orta Cami’yide ekleyebiliriz. Bu bölgede çok eski tarihlerde yapılan genelde ahşap kullanılan ve halen ibadete açık olan Orta Camii herkesçe bilinen sevilen bir yerdir. Caminin alt katında çepe çevre esnaflar var; kim bilir kaç kuşak burada esnaflık yapıyorlar! İki, üç veya dört diye telakki etsek yeridir…

Bilenler bilir; Orta Camide teravih namazı hatimle kıldırılır, bayağı da uzun sürer. Bu durumu bilmeyen ve teravih namazına gelen her kimse bayağı sabırlı davranması lazım. Orta Caminin ahengini, verdiği huzuru ve geçmiş hikayeleri anlatmaya kelimeler yetmez. Oradaki sohbetler ne güzel terennüm edilir. İnsanın bu dost meclisinden ayrılası bile gelmez.

Bugün içimden geldi; geçmiş yıllarda bir ramazan gününde, Orta Camide esnaflarla yaşadığım bir iftarı anlatmak, hakka yürüyen bazı esnafları da yad etmek, hatırlamak adına üç beş bir şeyler karalamak beni çok bahtiyar edecek sanırım.

82-83’lü yıllar, sıcak bir ramazan ayı, günler uzun mu uzun, iftarı iple çektiğimiz günlerden bir gün ikindi namazını Orhan Camide kılıp uzun çarşıya doğru hafif hafif yavaşça yürüyorum. Yanımda Kars vilayetinden buraya yerleşmiş, ailesini ve kardeşlerini çok yakinen tanıdığım aynı işyerinde çalıştığım Bekir Beyribey’le sohbet ediyorum.

“Bekir gel beş dakika orta camiye uğrayalım!” dedim.

O da, dünden hazırmış sanki: “Hadi gel, iyi olur biraz vakit geçiririz, üç beşte eşi dostu görürüz.” diye cevap verdi.
Platin kuyumcusu Ahmet abiye rastlayıp selamlaştık. Bizi görünce, “Nereye böyle ? “şeklinde soru sordu.
“Orta Camiye gidiyoruz abi!” dedim.

“isabet olmuş, bu akşam arkadaşlarla hep birlikte iftar açacağız, bende geleceğim.”
Bu iftarların geleneksel olduğunu söyleyip, “Kolonyacı Cuma abi pide hazırlayacak, iç hazırlamaya başlamıştır.” şeklinde sözlerine de ekleme yaptı.

Üç beş adım sonra Orta Cami’nin altındaydık. Kolonyacı Cuma Kılıç ağabeyimiz önüne bir masa almış, et doğruyor. Selam verip, “Kolay gelsin Cuma abi, bereketli olsun.” diyerek yan tarafa oturduk.

Cuma abimiz Rüyam kolonyalarının sahibi ve imalatçısı. Malatya Darende’den Sakarya’ya göçmüş, eli gönlü bol, yiğit güler yüzlü, çalışkan tam bir anadolu insanı. Böyle bir insanı tanıdığım için ne kadar şanslıydım. İftar vaktine doğru zaman ilerlerken Cuma abi, “Bizimle iftara buyurun, beraber olalım.” dedi. Sanki dünden razıydık, ayrıca bu insanı kıramazdık.

Sohbet gittikçe koyulaşıyor, dost meclisine yeni katılanlar oluyordu. Caminin sağ köşesinde spor malzemesi satan Ömer Öztaş ağabeyimiz yanımıza geldi. Acayip güzel bir insandı. Hemen karşı köşede kundura dükkanı vardı, aile boyu bu mesleğin duayenlerindendi. Dükkanda dede, baba ve evlat hep beraber çalışırlardı. Bu dükkanın karşısında çanta valiz imalatçısı üç kardeş çalışırdı. Hemen çanta dükkanının yan tarafında 12 Eylül’den sonra ilk dönem ülkemizde yapılan milletvekili seçimlerinde Anavatan Partisi’nden adaylığının ardından milletvekili seçilen Nihat Akpak’ın dükkanı vardı, fakat genelde kardeşi Zeki dükkanda dururdu.

Caminin karşı tarafında büyükçe bir yerde baharatçı dükkanı vardı ki halen de faaliyetine devam ediyor.
Baba ve dört oğul bu dükkanı çalıştırır, Orta Cami’nin muhabbetlerine her daim neşe katarlardı.
Yine caminin sol karşısında Adapazarı’nın yakınen tanıdığı çok değerli iş insanı olan Cavit Öztaş giyim işiyle uğraşırdı.

Eş dost her daim Cavit Öztaş’ın dükkanına gelir, memleket meseleleri görüşülürdü.
Caminin arka alt tarafında yine çok sevilen kolonya imalatçısı Kubilay Çetiner vardı, çok hoş gönüllü biriydi.
İftar vaktine az bir süre kalmıştı, Cuma abinin içini hazırlayıp karşı taraftaki fırına verdiği pideler mis gibi pişmiş, caminin önüne dizilen masalara yerleştiriliyordu.

Herkesin yüzü gülüyordü. Arı gibi kurulacak sofraya katkı yapmaları da birlikte olmanın şuuruydu sanki.
Sofrada pideler, ayranlar yine Cuma abinin yaptığı bol limonlu, naneli, nar ekşili, has zeytinyağlı ezme salata baş köşedeydi.

İnanın o salata herkesin favori yemeği idi. Pidesini salatanın suyuna bandıran çok mutlu olur, bunu da belli ederdi.

O akşam Orta Cami esnafıyla çok güzel unutulmaz bir iftar açmıştık. O dönem aramızda olan ve hakka yürüyen Cuma Kılıç, Ömer Öztaş ve aynı camiadan hakka yürüyen kadim dostlarıma Rabbim rahmet eylesin ruhları şad olsun. O güzel insanları çok ama çok özlüyoruz.

Bazen Orta Cami’ye doğru gidiyorum, çok duygulandığım anlar oluyor, geçmişin güzellikleri aklıma geliyor.
Rüyam kolonyalarının imalatı devam ediyor. Cuma abiyi görmeye alışık olduğum tezgahta oğlu Murat, aynı babası gibi güler yüzle beni karşılıyor.

Hani derler ya ‘Armut olmuş dibine düşmüş’, Murat babasını aratmadığı gibi teslim aldığı bayrağı da daha yukarılara çekmiş, Rüyam kolonyalarının marka değerini çok yükseltmiş. Orta Cami esnafının manevi ruhu, ümit ederim yeni kuşağa yansımıştır. Birliğin, kardeşliğin, sevgi ve saygının tesis edildiği yaşandığı Orta Cami esnafı hep var olsun, güzellikler nesilden nesile geçsin. Ramazan ayımızda herkesin sofrası bereketlensin, fakir fukaranın rızkı artsın inşallah.

YORUMLAR (1)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL