Köşe Yazıları

MERKEZ BANKASI FAİZ KARARLARININ TİCARİ BANKALARIN FİNANSAL PERFORMANSINA ETKİSİ

GİRİŞ Bankaların karlılığını etkileyen kontrol edebileceği ve kontrolü dışında birçok faktör bulunmaktadır. Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz kararları bankaların performansını artırıcı ve azaltıcı eğilim yaratmaktadır. Bankaların faiz kararlarına gösterdiği tepki ne..

MERKEZ BANKASI FAİZ KARARLARININ TİCARİ BANKALARIN FİNANSAL PERFORMANSINA ETKİSİ

GİRİŞ

Bankaların karlılığını etkileyen kontrol edebileceği ve kontrolü dışında birçok faktör bulunmaktadır. Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz kararları bankaların performansını artırıcı ve azaltıcı eğilim yaratmaktadır. Bankaların faiz kararlarına gösterdiği tepki ne kadar likit varlıklara sahip olduğu ile ilgilidir. Likit varlıklar risklerin azaltılmasına yardımcı olmaktadırlar. Merkez bankası para politikası kararlarıyla ticari bankaların kredi ve mevduatını yasal yollarla kontrol etmektedir. Uygulanan para politikalarının ekonomiyi nasıl yönlendirdiği ve bankaların performansında ne kadar etkili olduğu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Enflasyon tahmininin düşmesiyle ulusal paraya olan güven artmaktadır. Bu durum, Merkez Bankası’nın daha çok rezerv para bulundurmasına neden olur. Bankaların sermaye yapısı ile karlılıkları arasında da doğrudan bir ilişki vardır. Sermaye yapısının işleyişi, borç ve özkaynakların dağılımı ile nasıl yönetilmesi gerektiği oldukça önemlidir. Özkaynaklardaki bir birimlik artış, bankaların yabancı kaynağa yönelmesini azaltır. Bu durum, karlılığı olumlu yönde etkiler. Yapılan yapısal düzenlemeler bu anlamda bankaların özsermayelerini güçlendirmesine sebep olmuştur. Bankaların finansal performansını kontrol etmesinin temeli bu varsayıma dayanır.

Genellikle, hükümetler diğer makroekonomik göstergeleri de göz önünde tutarak bankaya fiyat istikrarı sağlaması için bağımsızlık tanır. Merkez Bankası’nın amacı piyasadaki belirsizliği ortadan kaldırmaktır. Buna bağlı olarak TCMB’nin yükümlülükleri ve bu yükümlülükleri yerine getirmeye yönelik uyguladığı politikalar Türkiye ekonomisinin gelişimini belirler.

Yapılan literatür çalışmalarına bakıldığında, daha önce konunun birçok değişken ve yöntemlerle incelendiği görülmüştür. Finansal kriz dönemlerini kapsayan çalışmaların veri setleri kriz dikkate alınarak seçilmelidir çünkü banka bilançoları kriz dönemlerinde değişir. Merkez Bankası piyasaya ne kadar çok para tedavül ederse, paranın değeri o kadar düşer. Bu durum, likit olmayan finansal aktifleri nakite çevirme sorununu beraberinde getirir. Para arzının kontrolüne bağlı olarak paranın devir hızının düşmesi sonucu fiyatlar genel düzeyi düşer ve deflasyonist etki varlık fiyatlarının da düşmesine neden olur. Haftalık repo faizleri, gecelik faiz oranları, gösterge faizi ortalama maliyetleri yükselttiğinden kredi daralmasına yol açar. Tüm bunlar göz önünde bulundurularak yazmış olduğum makalenin yöntem ve bulgular bölümünde kullanılan regresyon analizi ile değişkenler arasındaki anlamlılık derecesine bakarak makro çerçevede bir çalışma oluşturdum. Literatüre fayda sağlaması ile birlikte gelecek için yol gösterici olacağını düşünüyorum.

 

LİTERATÜR

Orhan ve Erdoğan çalışmalarında, para politikalarının ekonomiye olumlu yönde etki ettiği dönemler için Merkez Bankası’nın piyasadan menkul değer alım-satımı yaparak müdahalede bulunduğunu belirtmişlerdir. Zorunlu karşılıklardaki bir artışın, para arzının daralmasına yol açtığını ve tersi durumda da para arzında genişleme olduğunu açıklamışlardır.

Demirhan yaptığı uygulamada, geleneksel para politika araçlarının dışına çıkmıştır. Çalışmasına rezerv opsiyonu mekanizması ve asimetrik faiz koridoru araçlarını dahil etmiştir. Çalışmasına göre finansal istikrarın sağlanmasında kaldıraca dayalı zorunlu karşılık oranı etkindir. Konuya ilgi duyanlar için yol gösterici niteliktedir.

Doğru, çalışmasında ticari bankaların zorunlu karşılık uygulamalarının, fonlama maliyetlerinde etkili olduğunu göstermektedir. Zorunlu karşılık oranlarının yüksek tutulmasının kredi hacimlerinin daralmasına neden olduğu açıktır. Para arzında daralma yaşanacaktır. Finansal istikrarı desteklemek için kapsamlı bir tedbir seti uygulanmalıdır.

Çetin, para politikalarının gelişimi üzerine yaptığı araştırmada TCMB’nin para politikası uygularken yeni piyasa araçları geliştirdiği görülmüştür. Çalışması, 1970-1980 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönemde TCMB tarafından yapısal düzenlemeler uygulanmıştır. Kısaca, mevduat munzam karşılık oranlarının, sermaye piyasalarının gelişmemiş olduğu ekonomilerde çok sık kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Merkez Bankası’nın uyguladığı para politikaları Hazine ve devletin uygulamada olan iktisat politikalarına paralel bir yapı ve işleyişe sahip olmalıdır.

TCMB Enflasyon Raporu(2020), likidite yönetimi çerçevesinde sıklaştırıcı adımlar atılmıştır. Politika faizi sabit tutulmuştur. Yabancı para zorunlu karşılık oranları arttırılmıştır. Kredi büyümesinde yavaşlama görülmüştür. Enflasyon tarafında iyileşme hedeflenmiştir. Hazırlanan endeksler sayesinde birçok çıkarımda bulunulmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler düşük enflasyon doğrultusunda mali yapılarını koruma eğilimindedir. Türkiye’de ise enflasyondaki yükselişe bağlı olarak risk primi de artan seviyesini sürdürmektedir.

Parasız, bankaların ayırdıkları zorunlu karşılıkların para arzını kontrol etme amacı taşıdığını anlatmıştır. Piyasadan menkul kıymet satın alınması ve kıymetlerin piyasaya satılması dolaşımdaki banknotların çekilmesiyle sonuçlanır. Merkez Bankası, likidite arzını gerekli düzeyde tutmalıdır. Likidite sorununun olmaması ve bankaların borçlarını ödeme gücü yıllar önce zorunlu karşılıkların geliştirilmesiyle sağlanmıştır. Günümüzde de birçok ülkenin merkez bankası ve FED piyasaya faiz indirimi ile likidite sağlama uğraşındadırlar.

Öçal ve Çolak, Merkez Bankası’nın aldığı kararların ticari bankaların yönetilmesine ve hedefledikleri performanslara doğrudan etkisi olduğunu belirtmişlerdir. Kur politikası uygulamaları, para politikası hedeflerine uygun olarak belirlenmektedir. Bu durum, Türkiye’de dalgalı döviz kuru sistemi uygulanmasının bir sonucu niteliğindedir.

Garry, sermaye piyasalarında merkez bankalarının fiyat istikrarı sağlarken üstlendiği rolü anlatmıştır. Sistemik finansal riski yönetmek açısından fiyat istikrarının önemi belirtilmiştir. Sistemik risk makul derecede iyi yönetildiğinde mali krizlerin meydana gelmeyeceği görüşündedir. Sistemik bir olayın olumsuz sonuçları reel ekonomiyi etkilemektedir.

Kılcı çalışmasında haftalık repo oranı, faiz oranı koridoru, karşılık oranlarını değişken olarak kullanmıştır. Son dönemlerde faiz oranlarının yükseltilmesi gerekli görülmüştür. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmiştir.

Soylu, Korkmaz ve Çevik makale çalışmalarında, Merkez Bankası tarafından faizlerin açıklandığı dönemlerde türev piyasalarda kazanç ile volatilitedeki farklılıklar gözlenmiştir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz kararlarını açıkladığı zaman dolar kurundan elde edilen kazanç eksi değer şeklinde seyir izlerken volatilitenin diğer günlere göre azaldığı sonucuna varılmıştır.

Köse, Atik, Yılmaz’ın yaptıkları uygulamada, gelişmiş ülkelerde faiz kararlarının eğilimi ve bu doğrultuda iktisadi dalgalanmalar görülmüştür. Türkiye için uygulama alanları değerlendirilerek öneriler geliştirilmiştir.

 

YÖNTEM

Merkez Bankası faiz kararları ile ticari bankaların performansı arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır ve modelde Merkez Bankası faiz kararlarının bankaların finansal performansı üzerinde ne kadar etkili olduğu veya aksinin tespit edilip sunulduğu bir çalışma yapılmıştır. Hipotez üzerinde çalışırken 2009 – 2019 periyodundaki TCMB (O/N) faiz oranlarından bağımlı değişken verileri elde edilmiştir. Aynı döneme ait bağımsız değişken verileri ise; Türkiye Bankalar Birliği veri tabanından alınmış olup daha önceki çalışmalar da göz önünde tutularak üç değişkenli bir model oluşturulmuştur. Değişkenlerin aldığı değerler aşağıdaki gibidir:

Yıllar Y X1 X2 X3
2009 9 20,9 20,6 2,6
2010 9 19,2 18,1 2,4
2011 12,5 16,7 14,2 1,8
2012 9 18,1 14,4 1,8
2013 7,75 15,4 13,1 1,6
2014 11,25 16,4 12 1,4
2015 10,75 15,6 10,8 1,2
2016 8,5 15,5 13,5 1,5
2017 9,25 16,8 14,9 1,7
2018 25,5 17,4 13,8 1,5
2019 13,5 18,4 10,6 1,2

 

Tabloda yer alan değişkenler arasındaki korelasyon matrisinin hesaplanması için veri çözümleme metodu kullanılmıştır ve böylece değişkenlerin sahip oldukları korelasyonlar rahatlıkla incelenebilmektedir.

        Y       X1      X2 X3
Y 1
X1 0,028043 1
X2 -0,21183 0,732729 1
X3 -0,2927 0,739659 0,980378 1

 

Bu doğrultuda, Merkez Bankası O/N faiz oranı(Y) ile sermaye yeterlilik oranı(X1) çok düşük bir pozitif korelasyona sahiptir. Merkez Bankası faiz oranı ile ortalama özkaynak karlılık oranı (-0.21) seviyesinde negatif korelasyon göstermektedir. Yine Merkez Bankası faiz oranı ile ortalama aktif karlılık oranı arasında negatif korelasyon olduğu görülmektedir. Böylece değişkenler arasında zayıf ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Korelasyon matrisi, değişkenler arasındaki yönü ve gücü belirlediğinden ileriye yönelik tahminler de yapılabilir. Ortalama aktif karlılık oranı ile sermaye yeterlilik oranı arasında pozitif bir korelasyon bulunduğu söylenebilir. İki değişken arasında yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Ortalama aktif karlılık oranı ile ortalama özkaynak karlılığı oranı arasında da pozitif bir korelasyon olduğu görülebilir. Aynı şekilde, özkaynak karlılığı oranı ile sermaye yeterliliği oranı arasında da pozitif korelasyon tespit edilmiştir.

Bu bölümde, korelasyon analizi ile değişkenler arasındaki ilişkinin şiddeti ve yönü anlatılmıştır. Bağımlı değişken olarak elde edilen TCMB(O/N) faiz oranlarının bağımsız değişkenlerin üzerine etkisi analiz edilmiştir. Araştırmanın modelinde nicel yöntemler ön plana çıkmaktadır. Araştırma sürecinde araştırma konusunun belirlenmesiyle birlikte değişkenlerin daha çok birbiriyle ilişkili süreçleri ele alınmıştır. Çalışma yapılırken çeşitli yıllara ait literatür de göz önünde tutularak üç değişkenli bir doğrusal regresyon modeli kurgulanmış olup bağımsız değişkenler tarafından açıklanma olasılıkları saptanmıştır. Ölçülebilen değişkenler kullanılmıştır. Bankaların finansal performans ölçümü faiz oranlarındaki değişime karşı gösterilen tepki ile test edilip bulgular elde edilmiştir.     Burada öncelikle ülkemizdeki ticari bankalar için faiz oranı uygulamalarının bankalardaki likidite yönetimi bakımından önemini belirtmek gerekir. Merkez Bankası para politikası kararlarının faiz oranları ile doğrudan ilişkili olduğu görülmektedir. Faiz oranlarındaki hareketlilik sermaye piyasalarını da farklı seviyelerde etkilemektedir. Bulgular bölümünde, kullanılan metotlar sayesinde ulaşılan regresyon istatistiklerine yer verilecektir.

 

 

BULGULAR

Sermaye yeterlilik oranı bankalarda risk ağırlıklı varlıkların asgari oranda sermaye bulundurması gerektiğini gösteren orandır. Bu oran, banka bilançolarındaki sorunlu varlıkların tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Aktif karlılık da ticari bankalarda karlılık ölçmede kullanılan kriterlerdendir. Kullanılan bağımsız değişkenler ile merkez bankası para politikası kararlarının ticari bankaların finansal performansına olan etkisi anlamlılık bakımından karşılaştırılmıştır. Uygulanan analiz sonucunda elde edilen istatistik sonuçları aşağıdaki gibidir:

Şekil 1. Regresyon istatistikleri

Regresyon İstatistikleri
Çoklu R 0,589886597
R Kare 0,347966198
Ayarlı R Kare 0,06852314
Standart Hata 4,810933692

Değişkenler arasındaki korelasyon test edildikten sonra regresyon analizi ile seçilen değişkenler arasında oransal ilişki ortaya çıkmıştır. Seçilen bağımsız değişkenlerin topyekün ilişkisi ile Y bağımlı değişken arasında 0.58 oranında ilişki vardır. Bağımsız değişkenlere ilave bir değişken daha eklendiğinde Y üzerinde ne kadar katma değer yaratacağı istatistiksel olarak gözlemlenmiştir. Şekil 1’e göre, standart hata oranının 4.81 olduğu tespit edilmiştir.

Şekil 2. Varyans Analizi

ANOVA
  df SS MS F Anlamlılık F
 

Regresyon

3 86,46169183 28,82056 1,245213 0,363529482
Fark 7 162,0155809 23,14508

 

Burada kurgulanan model için seçilen bağımsız değişkenler tarafından yüzde 86.46’sının açıklandığı söylenebilir. Varyans analizi grup ortalama verilerine de ulaşılan istatistiksel modeli ifade ettiğinden çok yönlü yorum ve gözlem yapılabilir.

Şekil 3. Varyans Analizi Sonuçları

  Katsayılar Standart Hata t Stat P-değeri Düşük %95 Yüksek %95
Kesişim -11,0600697 18,87983102 -0,58581 0,576392 -55,703776 33,58363657
X1 1,475677659 1,316348708 1,121039 0,299252 -1,63699242 4,588347738
X2 3,082982745 2,6071029 1,182532 0,2756 -3,081836 9,24780149
X3 -27,5001908 17,47896101 -1,57333 0,159641 -68,8313659 13,8309843

 

Sermaye yeterlilik oranındaki %1’lik artış, Merkez Bankası gecelik faiz oranını %1.47 etkilediğinden P-değerinin 0.29 olduğu görülmektedir. Bu oran, Merkez Bankası faiz oranını açıklamada sermaye yeterlilik oranı düzeyini istatistiksel olarak göstermektedir. Analiz süresince, birbirinden farklı değişkenler ile anlamlılık düzeyi test edilip sonuçlar farklı görüş açılarıyla yorumlanabilir. Aynı zamanda, kurgulanan model doğrultusunda sonuçlardaki aşırılık doğal karşılanmalıdır. Ayrıca piyasada oluşacak hassas ortam ve beraberinde gelen riskler de göz önünde bulundurulmalıdır. Merkez Bankası’nın oluşturduğu farklı faiz düzeyleri sermaye hareketlerinde oynaklığa sebep olur. Yapılan yatırımların yüksek getiri potansiyeli risk iştahını arttırır ve ülkemizde yerli paranın aşırı değerlemesine neden olur. Sermaye girişi bir taraftan likidite sorununu ortadan kaldırırken bir yandan da dış ticaret dengesinde olumsuz sonuçlar yaşanmasına sebebiyet verir. Ülkemiz ekonomisi bir bütün olarak düşünüldüğünde, gerek alınan faiz oranları kararları olsun gerekse enflasyon değerleri olsun temel hedef piyasadaki güveni ve istikrarı sağlamak olmalıdır. Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz kararları bizi birçok varsayıma götürmüştür. Toplam arz, talep ve enflasyon faiz oranları ile birlikte diğer para politikası araçları kullanılarak yönetilir.

Normal Dağılım Histogramı

Çalışmada, değişken verileri esas alınarak her birine ayrı ayrı normal dağılım testi de uygulanmıştır. Seçilen değişkenlerin normal dağılım gösterip göstermedikleri tespit edilmiştir.

 

 

                        Grafik 1. Rassal değişkenlere ait normal dağılım analizleri

Faizlerin yüksek olması, reel ekonomi tarafında da yapılan yatırımları etkilemektedir. Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz kararları ekonomik dalgalanmalar olduğunda birbirinden farklı seyir göstermektedir. Her bankada olduğu gibi Merkez Bankası’nın da ekonominin durgunluk ve dip noktasını yaşadığı dönemler için etkin bir kriz yönetimi politikası bulunmaktadır. Bu durum, gayrisafi yurtiçi hasılanın azaldığı dönemler için geçerlidir. Yani ekonomi zirvedeyken yavaş yavaş resesyona geçmektedir ve daralmayla birlikte dip noktasını gördüğünde kriz yönetimi politikaları ön plana çıkmaktadır. Alınan önlemler sayesinde ekonomi dibi gördükten sonra tekrar büyümeye geçmektedir. Böylelikle, enflasyon riski azaltılmaktadır. Enflasyona bağlı olarak cari işlemler denge düzeyi artmaktadır. Ülke risk primini temsil eden CDS primlerinde de iyileşme meydana gelmektedir. Bankalar açısından, likidite sorunu yaşamaları halinde gecelik olarak belli oranda Merkez Bankası’ndan borçlanabilmektedirler. Likidite fazlası olduğunda ise tam tersi işlem gerçekleşmektedir. Makaledeki değişkenlere ait yapılan normal dağılım histogram sonuçları aşağıda yer almaktadır.

 

y   x1   x2   x3  
 
Ortalama 11,4545 Ortalama 17,3090 Ortalama 14,1818 Ortalama 1,7
Standart Hata 1,50295 Standart Hata 0,51864 Standart Hata 0,89400 Standart Hata 0,13484
Ortanca 9,25 Ortanca 16,8 Ortanca 13,8 Ortanca 1,6
Std. 4,98474 Std. 1,72014 Std. 2,96506 Std. 0,44721
Varyans 24,8477 Varyans 2,95890 Varyans 8,79163 Varyans 0,2
Basıklık 7,51296 Basıklık 0,32033 Basıklık 1,17607 Basıklık 0,567
Çarpıklık 2,61343 Çarpıklık 0,86155 Çarpıklık 1,07024 Çarpıklık 1,06585
Aralık 17,75 Aralık 5,5 Aralık 10 Aralık 1,4
En Küyük 7,75 En Küyük 15,4 En Küyük 10,6 En Küyük 1,2
En Büyük 25,5 En Büyük 20,9 En Büyük 20,6 En Büyük 2,6
Toplam 126 Toplam 190,4 Toplam 156 Toplam 18,7
Say 11 Say 11 Say 11 Say 11

Tablo 1. Normal dağılım test sonuçları

Merkez Bankası faiz koridoru aracını ne kadar geniş tutarsa, kısa vadede faizleri öngörebilmek o kadar zorlaşmaktadır. Sermaye yeterlilik rasyosu, finans piyasasında risk yönetimi ve piyasa disiplini oluşturmak amacıyla getirilen Basel Kriterleri’nin önemli bir parçasıdır. Bir banka ödeme güçlüğüne düştüğünde bu sermaye ile devamlılığını sağlamaktadır. Aktif karlılık oranı ne kadar yüksek olursa banka küçük yatırımlarla daha fazla karlılık elde etmektedir. Bankacılık sektörünün sahip olduğu özkaynak karlılığının ekonomik büyümede büyük payı vardır. Bu nedenle ülkemizdeki para otoritesinin ekonomideki hedeflerine ulaşmak için aldığı kararlar ne kadar gerçeğe yakın olursa bankacılık sektörü o kadar karlılık sağlamaktadır.

SONUÇ

Çalışmada, Merkez Bankası faiz kararları ile ticari bankaların finansal performansına olan etkisi araştırılmış ve bu doğrultuda bağımlı değişken olarak gecelik faiz oranı incelenirken bağımsız değişken olarak sermaye yeterliliği, özkaynak karlılığı ile aktif karlılık incelenmiştir. Yapılan çalışmalarda genellikle bankaların karlılığı bu değişkenlerle analiz edilmiştir.

Türkiye’de Basel II ile getirilen sermaye yeterliliği sınırı minimum %8’dir. Günümüzde BDDK, bankalardan sermaye yeterlilik rasyosunu %12 olarak talep etmektedir. Faizlerin düşük olması dolaşımdaki parayı da arttırdığından ülkeden döviz çıkışı olur ve ülke parası değerini kaybeder.

Yapılan analiz çıktılarına bakıldığında Merkez Bankası gecelik faiz oranındaki değişim, üç bağımsız değişken ile istatistiksel olarak açıklanamamıştır. Daha sonra her bir değişkene ayrı ayrı uygulanan normal dağılım testi sonucunda dağılımın basıklık ile çarpıklık değerlerinin sıfıra yakın olmaması nedeniyle değişkenlerin hiçbirinin normal dağılmadığı görülmüştür.

Enflasyon beklentilerinin kontrol edilmesi, risklerin sınırlanması amacıyla para politikalarında sıklaşma adımları atılırken faizler sabit tutulup likidite tedbirleri sürdürülmüştür. Merkez Bankası bu dönemlerde bilançosunu daha dikkatli izlemeli ve yükümlülüklerini belirlemelidir. Para politikası, maliye politikası ve kur politikalarında istikrar hedeflemelidir.

2021 yılında beklenen enflasyon artışı nedeniyle para politikalarında sıklaştırmaya gidilmesi planlanmaktadır. TCMB, vadeli repo ihale faiz oranlarına ağırlık vermesi gerekir. Geç likidite penceresi ile faiz koridorunun, gecelik faizlerdeki değişimin kontrol edilmesi dışında kullanılmaması öngörülmüştür. Zorunlu karşılık oranlarının kullanımına daha fazla önem verilecektir. Bunlar ile birlikte kurumsal yönetim ilkelerine bağlı kalarak veri paylaşımını yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır. Enflasyon raporlarında paylaşılan tahminler gelecek yıl enflasyon beklentileri için ara hedef olacaktır. Zorunlu karşılık düzenlemeleri ile TL ve döviz likiditesi etkin bir şekilde yönetilmeye çalışılacaktır. Hazırlanan raporlar doğrultusunda sıklıkla risk değerlendirmeleri yapılacaktır. Bu durumda, repo ihale faizleri Merkez Bankası’nın gündeminde olmaya devam eder.

Kaynakça

Çolak, P. D. (2007). Finansal Piyasalar ve Para Politikası. Gazi Kitabevi.

Prof. Dr. Osman Z. Orhan, P. D. (2018). Para Politikası. Kocaeli: Umuttepe Yayınları.

Doğru, D. D. (2015). Merkez Bankası Para Politikası Stratejileri. Ankara: Akademisyen Kitabevi.

Prof. Dr. Sabri Burak Arzova, P. D. (2020). Endekslerle Türkiye Ekonomisi . Remzi Kitabevi .

Parasız, P. D. (1993). Para Politikası Keynesgil İktisadın Düşüşü ve Yükselişi. Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları.

Prof. Dr. Tezel Öçal, D. D. (1999). Finansal Sistem ve Bankalar. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.

Aydın, Y. D. (2016). Türkiye’de Para ve Kur Politikası . İstanbul: Der Yayınları.

Dr. Gökhan Övenç, D. Y. (2019). Küresel Bağlamda Para Politikası ve Finansal Piyasalar: Türkiye İçin Analizler ve Öneriler. İstanbul: Yalın Yayıncılık .

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu, Kanun Numarası :1211

2021 Yılı Para ve Kur Politikası (2020, Aralık 16). Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası .

Erişah Arıcan, G. O. (2014). Ekonomik İstikrarsızlık Ortamında Merkez Bankalarının Uyguladığı Para Politikaları ve Türkiye Örneği. İktisat Politikası Araştırmaları Dergisi, 1(1).

Allen Berger, C. B. (2010). Bank Liquidity Creation, Monetary Policy and Financial Crises.

Jui-Chuan Chang, D. W. (2005). The Effect of Monetary Policy on Bank Lending and Aggregate Output: Asymmetries from Nonlinearities in the Lending Channel . 129-153.

Huizinga, A. D.-K. Financial Structure and Bank Profitability, Tilburg University

Demirhan, Ö. G. (2013). Türkiye’de Yeni Yaklaşım Çerçevesinde Para Politikalarının Finansal İstikrarı Sağlama Yönünde Uygulanması, Afyon Kocatepe Üniversitesi, İİBF Dergisi.

2020 tarihinde https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/cca35dc9-7d37-4419-a20d-f3948377f78e/enfekim2020_iv_tam.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-cca35dc9-7d37-4419-a20d-f3948377f78e-no9w7rI adresinden alındı

Mishkin, F. S. (2007). A Study Macroeconomics, The Federal Reserve’s Enhanced Communication Strategy and The Science of Monetary Policy, Cambridge

Schinasi, G. J. (2003). Responsibility of Central Banks for Stability in Financial Markets, IMF working paper.

Çetin, M. Ö. (2016). Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Uygulamalarının Gelişimi. Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 8(14), 67-101.

Ngo, P. T. (2006). Endogenous Capital and Profitability in Banking, The Australian National University, Working papers in Economics and Econometrics.

Stella, P. (2005). Central Bank Financial Strength, Transparency and Policy Credibility, IMF Staff Papers.

Kılcı, E. (2019). Türkiye’de Enflasyon ve Merkez Bankası Faiz Oranları Arasındaki İlişkinin Analizi: Fourier Yaklaşımı. 135-146.

Neilan Soylu, T. K. (2014). Merkez Bankası Faiz Duyurularının Finansal Piyasalara Etkisi. (4), 89-118.

Yaşar Köse, M. A. (2015). Türkiye İçin Negatif Faiz Oranının Uygulanabilirliği ve Analitik Olarak İncelenmesi. Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 7(13), 321-339.

Selin AYDIN

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL