Köşe Yazıları

KIRIM BİZİM UMRUMUZDA!..

KIRIM BİZİM UMRUMUZDA!..

Bir Kırım Türkü olarak 2021 yılın ilk köşe yazımı Türk dünyasının kanayan yarası Ata Vatanım Kırımı kaleme aldım…

Daha Moskova kurulmamışken, Kiev Rus Devletinin mevcut olduğu yıllarda Kırım ve o coğrafyada yaşayan Kırım Türkleri vardı…
Kırım, tarihinin o döneminde Hazar hakanlığı’nın etkisi altında bir bölgeydi…
13. yüz yılının başlarında Altın Orda’nın varisi ve Kırım Türklerinin Devleti olan Kırım Hanlığı kuruldu…
Altın Orda’nın yerini alan dört hanlıktan en uzun süre hüküm süreni olan Kırım Hanlığı 1475’ten 1774 yılında Küçük Kaynarca Antlaşması’nın imzalanışına kadar Osmanlı İmparatorluğula itifak içinde bulundu…
21 Temmuz Kaynarca Antlaşması ile Kırım Osmanlı Himayesinden çıkartılıp bağımsız hale getirildi…
Sadece dini işler için Osmanlı halifesinin yetkisi tanındı…
1783’te 2. Yekaterina’nın emriyle Kırım İşkal edildi…
Ardından Osmanlı Devleti Kırım’a giren Rus Ordusu’na karşı yeni bir savaşa girişti…
Ancak başarılı olamadı ve 1792’de Yaş Antlaşması ile Kırım’ın Rusya’ya ilhakını kabul etmek zorunda kaldı…
Kırım Türklerinin vatanı tarih boyunca Ruslar tarafından yarımadada yaşayan Türk nüfusu bilinçli şekilde azaltıldı…
Geçmişte Rus Çariçesi 2. Katerina, Sovyetler Birliği’nin lideri Josef Stalin günümüzde ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin göçlere zorlamaktadır…
134 yıl geçtikten sonra, gelinen 1917 yılı Rusya’sında, Kırım Türkleri bağımsızlıklarına gidecek yol için gerekli şartlar oluşmuştu…
Kırım’da Muhtar bir idarenin kurulması için Kurultay toplanması ve bu Kurultaya katılacak milletvekillerinin seçilmesi hususunda kararlar alınmıştı…
Bu çerçevede Kırım’da da arayışlar başlayarak, bir çok toplantılar yapılmış…
Nihayetinde 1500 delegenin katılımı ile 25 Mart 1917 tarihinde Akmescit’te yapılan Kırım Müslümanları Vekilleri Kongresinde, 50 kişilik ‘Kırım Müslümanları Merkezi İcra Komitesi’nin kurulması, Müslüman Vakıfların bir müdürlüğe bağlanması, 26 Kasım 1917 tarihinde Kırım Tatarlarının askeri kuvvetinin büyük bir kısmı Kırım’da toplanmış…
Ve bu tarihte de 20 yaşını doldurmuş kadın erkek bütün Kırımlılar doğrudan doğruya ve gizli oy ile milletvekillerini seçmeye başlamıştı…
26 Aralık günü Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti…
Kırım Tatar Millî Marşı’nın adı “Ant Etkenmen” ve onun şairi ilk Kırım Tatar Muhtar Cumhuriyeti’nin Başkanı Numan Çelebi Cihan oldu…
Aynı yıl Kırım Ahali Cumhuriyeti kurulduktan sonra kadınların seçme ve seçilme hakkı Türk Dünyası’nda ilk kez anayasal güvence altına alınmıştır…
Seçimlerde Şefika GASPIRALI başta olmak üzere Dünyada ilk seçilen 5 kadın milletvekili meclise girmiştir…
76 Milletvekilinin olduğu Milli Meclisin
5 kadın Milletvekili:
1. Şefika GASPIRALI
2. Anife BODANİNSKAYA 3. İlhan TOHTAR
4. Hatice AVCI
5. Emine HANIM
Sabarova
Her milletin yarısı kadınlar, her milletin ruhunu koruyan kadınlarımıza bundan 104 yıl önce Kırım halk Cumhuriyeti anayasal güvence altına almıştı…
Kırım ahali Cumhuriyetinin 1 yılında Bolşevikler Kırım’ın çeşitli yerlerine asker çıkardılar…
Bunlara karşı Câfer Seydahmet Kırımer komutasındaki birlikler savaşıyor, Nûman Çelebi Cihan’ da genel yönetim işlerini yürütüyordu…
Bolşevikler barış görüşmeleri bahanesiyle Nûman Çelebi’yi davet edip ardından tutukladılar…
Yaklaşık bir ay Akyar’da hapsedilen Çelebi Cihan, burada 23 Şubat 1918’de şehit edildi ve naaşı Karadeniz’e atıldı…
Ocak ayının sonuna doğru sayı ve silah üstünlüğü bulunan Ruslar, ilerlemeye başlamış, 3 gün gibi kısa bir sürede Bahçesaray’ı, bir gün sonra da başkent Akmescit’i düşürüp genç devleti dağıttı…
Örnek ve Öncü Türk Cumhuriyeti Kırım Ahali Cumhuriyeti, her ne kadar uzun ömürlü olmasa da Anayasası ve yönetim biçimi itibariyle Batı devletlerine dahi örnek teşkil edebilecek nitelikte bir devlet nizamına sahipti…
18 Mayıs 1944 gecesine gelindiğinde yeşil ada Kırımda ne oldu…
Erkekleri cephedeyken kadın, çocuk, bebek, yaşlı ve savaşamayacak durumdaki 423 bin Kırım Türkünün 18 Mayıs 1944 gecesi kapıları Kızılordu askerlerince çalındı…
Hazırlanarak evlerini, yurtlarını terk etmeleri için on beş dakika süre verildi…
Yanlarına en fazla iki günlük yiyecek ve su almalarına müsaade edildi…
Kırım’daki tren istasyonlarına toplanan 423 bin Kırım Türkü sabah saatlerinde hayvan vagonlarına istif edilerek bindirildiler…
Ve ölüm katarlarının bilinmeze 16 bin kilometrelik yolculuğu 18 Mayıs sabahı başladı…
Bilinmeze ve ölüme giden bu katarların en kısa yolculuğu yirmi gün sürdü…
Havasızlıktan, baş gösteren hastalıklardan, açlıktan, susuzluktan binlerce Kırım Türkü bu yolculuğun sonunu göremedi…
Pek çok kadın ve genç kız hicaplarından abdest ihtiyaçlarını gideremediği için kan zehirlenmesinden, çocuklar ve bebekler açlıktan, yaşlılar hastalıktan kırıldı…
Yolda ölenlerin cesetleri demiryolunun kenarlarına atıldı, vahşi hayvanlara yem oldu…
Bu ölüm yolculuğu ve sonrasında atıldıkları toplama kamplarında 193 bin Kırım Türkü şehit oldu…
Kadim Türk yurdu Kırım’ın evlatlarının nüfusunun yüzde 46’sı kırıldı…
Bu büyük sürgün, Sovyet Rusya’sının işlediği en büyük insanlık suçlarından biri idi…
Bütün bir halkın tamamen yok edilmesi amacıyla işlenen bu ‘soykırım’ suçu insanlık tarihinin en kara sayfalarından biri oldu…
1944’te bu soykırım suçunu işleyen failler hiçbir zaman ceza almadılar…
Ve cezasız kalan bu suçun faillerinin bugünkü mirasçıları 2014 yılında Kırım’ı bir kez daha işgal etti…
Bugün,18 Mayıs 1944 Sürgün ve Soykırımının canlı şahitleri hâlâ hayatta ve işgal, onların anılarını bir kez daha canlandırıyor…
1961 yılına gelindiğinde Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu Kırım Tatar Milli Gençlik Teşkilatını arkadaşları ile birlikte kurmuştur…
Protesto amaçlı 303 gün süren açlık grevi esnasında ünlü fizikçi Andrey Saharov, General Pyotr Grigorenko gibi Sovyet aydınları ve insan hakları savunucuları, onun serbest bırakılmasını istemişlerdi…
Bu maksatla BM, Dünya kamuoyuna, İslam Dünyası’na, İnsan Hakları Kuruluşları’na yazdıkları mektuplarla Kırımoğlu’nun adı ve uğruna mücadele verdiği Kırım Türklerinin milli meselesi Dünya ve Türkiye kamuoyuna duyrulmuştu…
1987 yılında arkadaşları ile birlikte Moskova Kızıl Meydan’da Kırım Tatarlarının dünyada büyük yankılar uyandıran gösterilerini organize etmiştir…
1989 yılında Taşkent’te kurulan Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı’nın başbakanlığına seçilmiştir…
Kırımoğlu’nun çalışmaları ve direnişleri sonucunda 1991 yılında Milli Kurultay Kırım Türklerinin bağımsızlığı ilan etmiştir…
Kırım Türklerinin en üst yetkili organı olarak 33 kişilik Kırım Tatar Milli Meclisini seçmiştir…
Meclis başkanlığına da Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu atanmıştır…
Ve bir kurşun sıkmadan Dünya’da halkını savunan ve sahip çıkan tek liderdir…
Anadolu’nun bir şehri nasılsa Kırım’da her zaman öyle oldu…
Kırım’da söylenen türküleri biz Anadolu’da söyledik…
‘Yağmadı kan aktı’ dedikleri zaman onların akan kanını bizlerde hissettik…
Kırım Özerk Cumhuriyeti 25 Şubat 2014 tarihinde Rusya Federasyonu tarafından işgal ve ilhak edilmişti…
Bu klasik gibi görünen cümlenin arkasında yüzyıllardır süren Kırım Tatar Soykırımı ve Asimilasyonu’nu yeni bir çehrede devam ettiğini anlamamız gerekiyor…
1783 yılında Kırım’ın işgali ve ilhakı ile başlayan süreç bugün hiçbir şey değişmeden devam etmektedir…
İşkalin 7 yılında Kırım halkı sıkıntılı vezor günler yaşarken Dünya’yı tehdit eden salgınla mücadelisi başladı…
Salgının başından bu yana toplamda 34 bin 631 Kovid-19 vakası tespit edildi…
Salgının başından bu yana 844 kişinin koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi…
Bilindiği gibi insan hakları savunucuları, Kırım’da işgalcilerin açıkladığı koronavirüs vaka sayısının gerçeği yansıtmadığı, gerçek vaka sayısının, resmi verilerin çok üzerinde olduğunu ifade ediyor…
Öte yandan sivil toplum aktivistleri, sosyal medyada yaptıkları açıklamalarda, koronavirüs’e yakalanan kişilerin sayısının her geçen gün arttığını, Kırım’daki tüm hastanelerin dolu olduğu ve hastalar için ilaç eksikliğinin yaşandığını duyurdu…
Aktivistler ayrıca işgalcilerin Kovid-19 nedeniyle vefat edenlerin gerçek sayısını gizlediğine dikkat çekiyor…
Rus işgali altındaki Kırım’da yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını hızla yayılmaya devam ediyor…
İşgalci yönetim, Kırım’da son 24 saat içinde 322 Yeni Koronavirüs vakasının tespit edildiğini duyurdu…
Türkiye’deki soydaşlarımız ve hayır severler ilaç ve hijyen malzemelerini zor şartlar altında kısıtlı olarak ulaştırmaya çalışıyoruz…
Evet Kırım bizim umrumuzda kadim bir Türk yurdu hanlıkların diyarı…
Bir halkı tarihten silmeye yönelik bu mezalimin neden olduğu acıları unutmayacağız unutturmayacağız…
Demokratik, barışçıl ve haklı mücadelelerinde Kırım halkımızın yanlarında olmaya devam edeceğiz…
Sürgün yıllarında ebediyete intikal eden merhum Kırım Türkleri soydaşlarımıza ALLAH’tan rahmet diler aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz…
Yüzyılların birikimi saklıdır bizde…
Büyük bir mirasın zenginliği, ağırlığı ile varoluruz…
Bu nedenle geçmiş nasıl, şimdide / bugünde devam ediyorsa, bugünde gelecekte varolmayı sürdürecektir…
işte bu yüzden KIRIM bizim umrumuzda…
Tüm okuyuculara saygı ve sevgilerimi sunar…
Yaşasın TÜRK Milleti…
Yaşasın KIRIM…

YORUMLAR (1)

  1. Ali Demirhan diyorki:

    Zülüm payidar olmaz inşallah bu kutsal mücadele hedefine ulaşacak güzel günler gelecektir ben ümit varım saygı ile

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL