TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 341.854
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 27.692
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 237
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 23.197
Köşe Yazıları

İNGİLTERE’ DE LAİKLİK VE DEMOKRASİ

Öncelikle bildiğiniz üzere İngiltere şuan halen kraliyetle yönetilen bir ülkedir. Her ne kadar toplumumuzda bunun temsili olduğu sürekli tekrarlanıp dursa da bugün anlatacaklarımla işin aslının böyle olmadığı zannımca anlaşılacaktır. Öncelikle..

İNGİLTERE’ DE LAİKLİK VE DEMOKRASİ

Öncelikle bildiğiniz üzere İngiltere şuan halen kraliyetle yönetilen bir ülkedir. Her ne kadar

toplumumuzda bunun temsili olduğu sürekli tekrarlanıp dursa da bugün anlatacaklarımla işin aslının

böyle olmadığı zannımca anlaşılacaktır. Öncelikle bilmemiz gereken nokta Kral veya Kraliçe nin tahta

çıkma usulü ve tahta çıkarken ettiği yemindir.

Bu şu şekildedir:

Taç giyme töreninde, kral veya kraliçe Westminster Abbey’de hizmet eden Canterbury Başpiskoposu

tarafından kutsanmış yağ ile mesh edilir ve Tanrı’nın yasalarını ve İncil’in doğru açıklamasını devam

ettireceğine, Birleşik Krallık’ta İngiliz Protestanlığı reforme ettiği dini sürdüreceğine ve İngiltere

Kilisesinin ve (İngiliz reformasyonunun getirdiği) doktrin, tapınma, disiplin ve hükümetin

yerleşmişliğinin bozulamaz oluşunu sürdürme ve korumaya yemin etmek zorundadır.

Bu yeminle beraber tahta çıkan kral veya kraliçenin bizim konumuzla ilgili olan en büyük yetkisi

Lordlar Kamarasında bulunan üyelerin çoğunu direkt olarak atamasıdır. Peki Lordlar Kamarası nedir?

Lordlar Kamarası Birleşik Krallık parlementosunun üst kamarasıdır. Birleşik Krallık parlementosu basit

haliyle iki kamaradan oluşmaktadır. Bunlar avam kamarası ve Lordlar kamarasıdır.

Avam Kamarası nedir?

Avam kamarası dedikleri ve lordlar kamarasının altında tuttukları meclisleri ise seçilmişlerin yani

milletvekillerinin meclisidir.

Lordlar kamarası üyeleri kaç kişiden oluşur ve nasıl atanırlar?

 

Lordlar Kamarası’nın 23 Eylül 2020 itibarıyla 795 üyesi bulunmaktadır. Bu sayı hâlen halk tarafından

seçilmişlerin bir araya geldiği 650 üyeli Avam Kamarasının üzerindedir

Lordlar Kamarası içindeki en kalabalık grubu, 681 üye ile, Kraliçe tarafından ömür boyu süre ile

atanmışlar (Life Peers) oluşturmaktadır. 26 üyeye denk gelen “Ruhani Lordlar” (Lords Spiritual) grubu

da yine Kraliçe tarafından atanmış Anglikan Kilisesinin ileri gelenlerinden oluşur. 75 lord, siyasi parti

yönetimleri tarafından; 15 lord da Lordlar Kamarası üyelerinin oyuyla işbaşına getirilmişlerdir.

“Ruhani Lordlar” dışında kalan üyeler “Dünyevi Lordlar” (Lords Temporal) olarak adlandırılır. 1999

yılında yapılan reformlarla üyelikleri babadan oğula geçen asilzadelerin pek çoğu Kamara dışında

bırakılmışlar ise de dük, marki, kont, vikont ve baron gibi asalet unvanı taşıyanlar günümüzde de

kurum içinde ağırlıklı bir kitle olarak kalmışlardır.

 

Lordlar kamarasının yetkileri nelerdir? Bizim için önemli olan yetkilerden örnek olabilecek birkaçı

şunlardır:

1) Lordlar, kanun hükmünde kararname ile yasaları veto etme yetkisine sahipken normal

yasama dışında Avam Kamarası’nın üstünlük iddia edebileceği herhangi bir nokta yoktur. Bu

yüzden Lordlar Kamarası’ndaki otorite ve öz denetim ile yasa tasarılarının geçmesini umarlar.

2) Lordlar Kamarası, Avam Kamarası’nı yeniden düşünmeye zorlamak için bir tasarıyı

erteleyebilir.

3) 2009 yılında Yüksek Mahkeme kurulana kadar Lordlar Kamarası İngiliz yargı sisteminde nihai

temyiz mahkemesi işlevi görüyordu. Hatta bu üyelere Kanun Lordları derlerdi.

 

Tüm bu bilgileri değerlendirdiğimizde Tanrı’nın yasalarını ve İncil’in doğru açıklamasını devam

ettireceğine dair yemin eden ve Lordlar Kamarasına kiliseden temsilci atamayı zorunlu tutan bir

gelenekten gelen kral veya kraliçe seçilmiş milletvekillerinin üzerinde bulunan Lordlar Kamarasının

büyük çoğunluğunu bizzat ve direkt atamaktadır. Buradan hayatı boyunca Hristiyanlık dinine hizmet

etmeye yemin etmiş Kral veya Kraliçenin Hristiyanlık dinine aykırı veya Hristiyanlık dinine karşıt bir

fikri yasalaştıracak veya buna müsaade edebilecek birini Lordlar Kamarasına atamayacağını

anlaşılmaktadır.

 

Laiklikle ilgili fikir edinebilmek için yine bakabileceğimiz uygulamalar parlamentonun açılışı ve avam

kamarasında bulunan milletvekillerinin oturma hakkını nasıl elde edebildiğidir.

İngiltere Parlamentosu dualarla açılır, genellikle Lordlar Kamarası’nda ruhani lordlardan birisi; Avam

Kamarası’nda (Anglikan Kilisesinden) bir papaz tarafından açılış yapılır.

Parlamento üyelerinin(Avam kamarası) her biri oturma haklarını elde edebilmek için kraliçeye

bağlılıklarını bildirmek zorundadırlar. Bununla birlikte, parlamento üyeleri dinsel bir yeminle veya

resmi bir beyanla bağlılıklarını bildirebilirler.

Yani avam kamarası halk tarafından seçilmiş olsa da Hristiyanlık dinine hizmet için yemin etmiş olan

kraliçeye bağlılıklarını yeminle bildirmedikçe görevlerine başlayamamaktadırlar.

Tüm bu bilgiler ışığında çok rahat bir şekilde görüyoruz ki diğer birçok Avrupa ülkesinde(Almanya,

Finlandiya) olduğu gibi İngiltere’ de de devlet yönetiminde esas olan dindir ve laiklik din ve devlet

işlerinin ayrılması anlamını taşımamaktadır.

Zaten bizde olduğu şekliyle laiklik Avrupa da yalnızca Fransa’ da vardır. Diğer birçok Avrupa ülkesinde

de din açık veya örtülü şekilde devletin her zaman üstündedir. Bu konuya girersek konu çok dağılacağı

ve uzayacağı için bu şekilde söyleyip geçmek durumundayım.

 

Şimdi İngiltere hukuk sisteminin işleyişine kısaca değinecek olursak.

Anglo- saxon, common law dediğimiz İngiltere hukuk sistemi yazılı kanunlardan ziyade geçmişte

verilmiş olan mahkeme kararlarından yani içtihatlardan beslenir. İngiltere’ de hukuk yığılma sistemi

ile ilerlemiştir ve halen bu şekilde devam etmektedir. Bu sistem yüzyıllardır böyledir.

Bugünde aynı şekilde devam eden bu sistem hiç şüphesiz hem yasama organı aracılığıyla hem de

yargı organı ile Hristiyanlık dininden beslenmiştir ki 2009’ a kadar temyiz mahkemesi görevini lordlar

kamarasının yerine getirdiğinden bahsetmiştik.

 

Bunlarla birlikte diğer bakmamız gereken nokta İngiltere’ de eğitimde dinin konumudur.

İngiltere’de devlet okullarında din derslerinin olmadığı bir dönem yoktur. Seçmeli veya zorunlu olarak

müfredatta sürekli olarak din dersi bulunmuştur. 1870 Eğitim Yasası ile eğitim alanında etkinliğini

artıran devlet 1944 yılında yaptığı Eğitim Reformu’yla kilise okullarını ve eğitimi tamamen kontrolü

altına almış ve devlet reformla tüm okullarda din eğitimini zorunlu hale getirmiştir. Bu reformla

okullarda her gün eğitim-öğretime toplu ibadetle başlanılmış, ailenin isteği halinde din dersinden

muafiyet hakkı getirilmiş ve din dersi müfredatının mahalli eğitim otoriteleri tarafından hazırlanması

kararlaştırılmıştır. 1988 yılındaki Eğitim Reformuyla da Hristiyanlık dışındaki diğer dinler de din eğitimi

müfredat programında yer almıştır. 1996’daki eğitim yasasıyla okulların tüm kayıtlı öğrencilerine

velilerin izni ile din eğitimi verilmesi hükmü getirilmiştir. Ülkede dini nitelikteki devlet okulları öğrenci kabulünde ve istihdam politikalarında ayrımcılık yapabilmekte ve diğerlerinden farklı etik değerlere

sahip olabilmektedir.

 

İngiltere‘de eğitim alanında yapılan kısaca bahsettiğimiz reformlar sonucu üç tür okul

oluşturulmuştur.

Bunlar: a) Özel okullar, b) Devlet Okulları (Comunity Schools) ve c) Kilise Okulları’dır.

 

Bu sınıflandırmada Kilise Okulları da ikiye ayrılmaktadır. Bunlar; Devlet Kontrolündeki Kilise Okulları

ve Devlet Desteği Alan Kilise Okulları’dır. İngiltere’de eğitim sektöründeki payı % 3-4 arasında olan

özel okullar din eğitimi bakımından farklı konuma sahiptir. Bu okullar dini eğitimi “Özel Okullar Birliği”

tarafından hazırlanan müfredatı takip etmektedir. Özel okulların her biri hazırlanan müfredatı

kendine göre uyarlamaktadır. Dini eğitimdeki müfredat, yerel eğitim otoritesinin organizatörlüğünde

bölgedeki temel dini mezhepler, kilise temsilcileri ve eğitim kurumlarının temsilcilerinin görüşleri

alınarak mahalli düzeyde belirlenmektedir.

 

Görüldüğü üzere İngiltere’de devlet ile beraber kilisenin eğitim alanında birlikte gözükmesi, dinin

kamusal bir fonksiyonunun olduğunun kabul edilmesiyle ilgilidir. Bu yüzden devlet ve kilise ortak

kültürel amaçları gerçekleştirmek için işbirliği içindedir.

 

Sonuç olarak bunları bir bütün olarak değerlendirdiğimizde kanaatimce şunları söyleyebiliriz:

İngiltere’ de laiklik ve demokrasi kavramları Müslüman ülkelerde dikte edildiği şekliyle

anlaşılmamakta ve uygulanmamaktadır. Laiklik kavramı onlar için devletin diğer dinlere de adil

davranması anlamına gelmekte ve bu zaten inançlarının da bir gereğidir. Hatta bunun için az sonra

bahsedeceğim şekilde Müslümanlar için şeriat mahkemeleri kurmuşlardır.

 

İngiltere yasama yargı ve eğitim alanında dini kuralları ön planda tutmaktadır.

Kendi inançları olan Hristiyanlık dinini her dönemde olduğu gibi bugün de diğer bütün sistemlerin

üstünde tutmaktadır.

Yeni yetiştirdiği nesli de mevcut durumun devamlılığını sağlamak adına Hristiyanlık dini üzerine

yetiştirme çabasındadır.

 

İngiltere’ de İslam şeriati mahkemeleri konusuna değinecek olursak:

Başkent Londra başta olmak üzere, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Birmingham, Bradford,

Manchester, Warwickshire’da bölge mahkemelerinin bünyesinde hizmet veren şeriat mahkemeleri,

boşanma, aile içi şiddet, mali anlaşmazlıklar gibi sosyal konularda söz söyleme hakkına sahiptirler.

Şuan da bu bölgelerde 30 kadar “Şeriat konseyi” görev yapıyor. Başvurular, konseydeki “ulema”

tarafından dinleniyor ve şeriat hükümlerine göre karar veriliyor.

 

Mahkemeler sadece hükümet tarafından onaylanan şeriat yargıçlarınca kurulabilmekte ve şeriat

mahkemesi kararları da bölge mahkemeleri ile Yüksek Mahkeme’nin onayıyla yürürlüğe girmektedir.

Şeriat mahkemelerinin kararlarının uygulanması için Müslüman davalı ve davacının her ikisinin de

rızasının gerekmektedir.

 

Uygulamanın başlatılmasıyla ilgili ilk öneri Anglikan Kilisesi lideri Canterbury Başpiskoposu Rowan

Williams tarafından ortaya atılmıştır.

 

Selahattin ÇAYLAK kimdir?

1999 yılında Konya/ Meram’ da doğdu. İlköğretimini Konya, ortaöğretimini Adıyaman’ ın Kahta ilçesinde tamamladı. Babasının memur olması hasebiyle birçok ilde ikamet etti. Küçük yaşlardan itibaren bir kitap okuma sevdalısı olan araştırmacımızın hayatına bir kitap yön verdi. İlkokul yıllarında okul kütüphanesinde karşılaşmış olduğu yazarı Prof. Dr. Necmettin Erbakan olan Davam adlı eseri eline almasıyla beraber ufku genişleyen, ülkemiz ve dünya siyasetine ilgisi artan araştırmacımız lise yıllarında ülke ve dünya siyasetiyle ilgili yayınlanmış olan birçok kitabı okumuş ve AGD-MGV’ de çeşitli görevlerde bulunmuştur.
Hukuk fakültesi yıllarında araştırmacımız İstanbul’ un sosyopolitik ortamında farklı düşüncelerde ve anlayışlarda insanlarla tanışma ve İslam Hukuku ile Özel Hukuk alanında ciddi araştırmalar yapma imkanına sahip oldu. Aynı zamanda fiili olarak üniversite hayatı boyunca çeşitli hukuk bürolarında çalıştı ve Türkiye hukukunu uygulamada gözlemledi. Şuan Ankara’ da birçok vakıf ve firmaların danışmanlığını yapan hukuk bürosunun ortaklarındadır.

YORUMLAR (1)

  1. Resülü küçük diyorki:

    Türkiye, bu uygulamanın kendi milli değerlerine bağlı olarak uygulanması lazımdır.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL