Köşe Yazıları

İçten geçen sözler…

İçten geçen sözler…

Mutlaka kendi kendimizle baş başa kaldığımız zamanlar olmuştur…

İşte bu zamanlarda hem sırdaşımız, hem dert ortağımız kendimizdir…

Tek başına kalıp da kendisiyle konuşmayan kişi var mıdır acaba?..

Bence yoktur…

Herkes mutlaka kendi kendisiyle konuşmuştur, dertleşmiştir…

Hatta kendi kendiyle kavga bile etmiş olabilir…

Şayet bu işi sesli yaparsak etraftan iyi karşılanmaz…

Hüküm bellidir…

Yani kendi kendine konuşan biriyizdir…

İçimizden istediğimiz kadar konuşabiliriz kendimizle…

Bunun bir mahzuru yoktur…

Yoktur çünkü ne yaptığımızı, ne düşündüğümüzü kimse duymaz…

Mademki duyan yoktur öyleyse istediğimiz kadar kendimizle sohbet edebiliriz…

Çok kimse buna hayal kurmak da diyebilir.

Hayal bir umudun diğer adıdır aslında…

Ve bütün hayaller kendi istediğimiz gibi sonuçlanır…

Belki mutlu oluruz kurduğumuz hayal müddetince…

Hayallerin sınırı yoktur yani…

Hayallerde imkânsız da olmayabilir bazılarına göre.

Bütün bu sessiz konuşmalar, düşünmeler, hayaller hayatımızın “gizli” bir parçasıdır.

Biz hayallerimizle birlikte yaşarız. Öyle demiyor mu büyük şair Yahya Kemal Beyatlı mısralarında:

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!..

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar…

Ne kadar hayal edebiliyorsak, o kadar kendimiz gibi yaşıyoruz demektir…

Elbette gerçek dünya hayallerdeki gibi değildir…

Su ıslatır, kar üşütür, ateş yakar…

Bunlar dünya ait özelliklerdir. Bir de başka şeyler de yakar…

İşte iç dünyamıza aittir…

Dünyanın; karına, yağmuruna, rüzgârına ve yakmasına çare vardır…

İçimizde olup bitenlerin çaresi ancak hayallerle uzaklaştırılır. O da bir anlık…

Zeki ORDU

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL