Köşe Yazıları

GÖNÜLLERİMİZ BETONLAŞMADAN ÖNCE

Her şeyin bir bedeli oluyor… Bir şeyleri elde ederken bazı şeylerden ya feragat ediyor ya da taviz veriyoruz… Kaçınılmaz bir döngü bu. Eskilerin “fasit daire” dedikleri… PVC, beton ve alüminyum..

GÖNÜLLERİMİZ BETONLAŞMADAN ÖNCE

Her şeyin bir bedeli oluyor…

Bir şeyleri elde ederken bazı şeylerden ya feragat ediyor ya da taviz veriyoruz…

Kaçınılmaz bir döngü bu. Eskilerin “fasit daire” dedikleri…

PVC, beton ve alüminyum hayatımıza girmeden önce taş ve ahşap ağırlıklı bir mimarimiz vardı…

Kısaca “ahşap” denilen ve temaşa olarak bugünkü yapılardan daha estetik olan bu binalar hayatımızdan teker teker çıkmaya başladı…

Artık avlulu evleri filmlerde görüyoruz…

Toprak ortadan kayboldu sanki…

Koca koca binalar, modern olarak kabul gördüğü andan itibaren işgal ettiler dünyamızı…

Her biri bir heyula gibi uzandılar göklere…

Eskiden çimenlerimiz yeşil, gökyüzü maviydi…

Dumanlar renklerini değiştirmiyordu onların. Çiçeklerimiz kokardı…

Gözden önce burunlarımız tanırdı onları…

Nefes aşan bir dünyamız vardı.
Sonra ne olduysa oldu; medeniyet denilen “şey” kapitalim ile bir olup, nefes alan binalar yerine nefes kesen binaları kondurdular dünyamıza…

Toprak sahalar yavaş yavaş betonlaştı.
İnsanların kalpleri de katılaştı…

Sebepsiz kavgalar ve ölümler girdi hayatımıza…

Ancak beton binalar ve beton duvarlar etkilenmedi bunlardan…

Gün geldi betona teslim olduk…

Estetikten, zarafetten uzaklaştık.
Tarihi yapıların temsili resimlerinde kaldı ö güzeli nefes alan binalar…

Balkonlar birer fıtık gibi uzantı atmosfere, cumbalı evlerde olan cumbaların yerini tutamadı hiç…

Bütün dünyamız betonlaştı…

Siz ce biz yaşadığımız yeri mi betonlaştırdık önce gönüllerimizi mi?..

Zor soru değil mi?..

Zeki ORDU

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL