TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 214.957
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 5.012
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 53
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 4.194
Köşe Yazıları

Eğitim mi?

Eğitim sistemi; Özel kurum ve devlet okulları diye öğrencileri sınıflandırmamalıdır… Eğitim sistemin de kalburüstü ve kalbur altı eğitim algısı sebebiyle hakkaniyetli bir maraton olmuyor… Devlet okulların da giderler hazineye ait..

Eğitim mi?

Eğitim sistemi; Özel kurum ve devlet okulları diye öğrencileri sınıflandırmamalıdır…

Eğitim sistemin de kalburüstü ve kalbur altı eğitim algısı sebebiyle hakkaniyetli bir maraton olmuyor…

Devlet okulların da giderler hazineye ait iken özel kurumlar devlete vergi ödemektedirler…

Böyle olunca özel kurumlara gelir kaynağı olarak bakıldığından birçok kurum da eğitime ticarî olarak bakıyor…

Ticarette kazanmak için sermayesi öğrenci olan kurumlar da isimlerini markalaştırmak ve daha fazla müşteri (öğrenci) kazanabilmek için, en iyi hizmeti yani eğitimi veriyor…

Aynı eğitim standardını devlet okuluna giden öğrenci alabiliyor mu?..

Devlet okulları için ayrılan bütçe belli…

Özel kurumlarla yarışabilecek bütçeye sahip değiller, velilerden gönüllü olarak toplanan aidatlarla ne yapılabilirse?..

Devlet okullarında sosyal, sanatsal, sportif, teknolojik alanda başarılı birçok öğrenci okul imkânsızlığının yetersizliğiyle ziyan olmaktadır…

Her ne kadar bu ihtiyaçlara karşılık verildiği iddia edilse de, mağduriyetler yaşanmaktadır…

Evvela; Sınava girecek öğrencilerden sınav harcının alınması, eğitimin ticari olduğunun ispatıdır, öğrencinin bütçesi yoksa?..

Başarılı olsa da sınava girme hakkı yok demektir…

LGS’den başlayıp ÖSYM’den uğrayıp, KPSS’de son bulan sınav harçlarının alınması trajikomik…

Daha eli ekmek tutmadan öğrenciyi sömürmek eğitimsizliğin seviyesizliğinin ispatıdır…

Müfredat yoğunluğuyla eğitimci dersini 40 dakikaya sığdırmaya çalışıyor, eğitimci ne yapsın?..

Öğrencileri alıp evine mi götürsün..

Teneffüslerini dâhi öğrencilerine hibe eden fedakar hocalar var..

Öyle olduğu hâlde ekstra ders alma ihtiyacı duyan öğrenci ciddi bütçe ayırmak zorunda kalıyor…

Giden var gidemeyen var, gidemeyen öğrenci kendi içerisinde ülkenin eğitimde ki adaletsizliğini sorguluyor!..

Sonrasında ise; sorunlar silsilesi ve sorunlu vatandaş kimliği…

Bu gün Sakarya’da ki okullar da bu hizmetlerin yeterliliği konusunda analiz yapılması gerçekleri gün yüzüne çıkartacaktır…

Devlet okullarını da kendi içlerin de nitelikli ve niteliksiz diye sınıflandırmak ve nitelikli okullara daha fazla imkân sağlanması haksızlığı etiketlemektedir…

Eğitimin aile de başladığı gibi, öğretim de anasınıfından itibaren çocukların yeteneklerine göre şekillendirilmelidir…

Mesleki liseler desteklenmelidir…

Yıllarca yarış atı modunda sınava çalışıp, bir günle öğrenciye yüklemeye yaparak sınava tabi tutmak çok seçmeli sorulardan saçma sapan seçmeler sistemidir…

Öğrenciyi temelden yetenek ve başarısı branşında yönlendirmek, öğrenciyi daha mutlu ve başarılı kılacaktır…

Sınav kaygısı taşıyan çocuklar mutsuzlar, çocuk yaşlarında birçok şeyden feragat etmektedirler…

Hayatı sadece akademik başarı olarak gören çocuklardan hayata dair beklenti içerisinde olmak susuz değirmene su taşımaya benzer…

Özel kurum velisi olarak özel kurumlara karşı değilim, aksine kaliteli eğitim dolayısıyla eğitim kadrosuna fazlasıyla minnettarız, fakat insanî ve başarı odaklı olarak değerlendirme yaptığımız da kaliteli eğitim lüks olmamalıdır…

Daha fazla çalışıp devlet üniversitesine yerleşmeye çalışan öğrenciyle, daha az çalışıp parayı veren eğitimi kapar sistemiyle özel üniversitelere yerleşen öğrencilerin hakkaniyeti acaba kimden sorulmalıdır?..

Eğitim ve öğretim her çocuğun hakkıdır…

Bir ülkenin nitelikli, başarılı, adil olması da hakkaniyetli eğitimden geçer…

Çocuklarımız denek değildir, her sene değişen sınav sistemiyle çocukların kaygılarına toz biber ekilmesin…

Devletin verdiği kitap kaynakları yetersiz geldiğinden ek kaynağa ayrılan ciddi bütçeler gözden geçirilsin…

Güneş almayan menekşeler gibi, çocuklar Android gibi yaşayarak, sınav bazlı yaşam tarzına itilmemelidir…

Okulları, öğretmen ve öğrencileri sınıflandırmadan, aynı çatı altın da çatı oluşturulmamalıdır…

Pandemi sürecinde ki online eğitim gibi yenilikçi ve tedarikçi sistemli eğitim ağı kurulmalıdır…

Eğitim sistemi bozuk bir ülkenin refahı söz konusu olamaz…

Önce eğitim…

Çocuklarımız yarış atı değildir…

Çocuklarımız ülkenin mimarlarıdır…

Eğitimciliğin hakkını veren, tüm eğitimcilerimize selâm ve saygıyla…

VESSELAM (FT)

Filiz TOKLU

YORUMLAR (8)

  1. Osman AKALIN diyorki:

    Kaleminzie ve yüreğinize sağlık Filiz hanım, eğitimdeki adaletsiz bu kadar anlatılabilrdi umarım yetkililer çözüm bulur.. cocuklarımız yarış atı gibi adaleti olmayan adaletsiz eğitim düzeninde yarışmasına son verilir. Nazım Hikmetin sözü “sen yanmasan ben yanmasam nasıl cıkar karanlıklar aydınlığa. “

  2. AHMET DUMAN diyorki:

    Harika tespitler yapmışsınız, harika çözüm önerileri sunmuşsunuz, aslında bunlar tüm TV kanallarındaki Eğitim tartışmalarında sözü edilen tespit ve çözüm önerileri. Fakat burada es geçilen bir durum var. Çok acı bir gerçek var maalesef. Nedir o?? Evet herkesin dillendirdiği bu çözüm önerilerini kimler uyguluyor? Bizler en kolayını yapıyoruz toplum olarak. Tespit yapıyoruz, çözüm söylüyoruz işin uzmanı olmadan, sonra konuşuyoruz, sonra taş atıyoruz, sonra tekrar konuşuyoruz ve tekrar taş atıyoruz. Peki sonra ne oluyor biliyor musunuz, yine taş atıyoruz sonraaaa hep konuşuyoruz. Peki Avrupa’da ve diğer gelişmiş ülkelerde neler oluyor? Onların TV’lerinde sorun ve tespitler ve teşhisler konuşulmuyor, çözümler nerede nasıl uygulanmış ve daha iyi bir çözüm nasıl bulunabilir diye konuşuluyor. Yani bizlerden farkları konuşmuyorlar harekete geçmişler daha iyisini nasıl yapabiliriz sorusunun cevabını hep birlikte bir araya gelerek yapıyorlar. Biz napıyoruz, hep birilerine taş atıyoruz. Peki aslı can alıcı soru? Toplumun %kaçı üzerine düşen o bebeklikten başlayan eğitimi bahsedilen modeller çerçevesinde çocuklarına verebiliyor?? %5 bile değil dimi. Peki toplumun yüzde kaçı kendi uzmanlık alanlarında yapılması gereken doğru başarı adımlarıyla hareket ederek çözüm ve paylaşım odaklı hareket mekanizmasını sistem sadakati çerçevesinde uygulayabiliyor?? Evet çözüm bu sorulardaki minimum oranların maksimum seviyelere çekmekte aslında. Birilerinden beklemeden, birilerine taş atmadan kendi imkanlarımız çerçevesinde yapabileceğimiz en iyi eğitim modelleriyle çocuklarımızı eğitmekle başlayabiliriz aslında. Ama yok biz en iyi yaptığımız işi yapacağız, konuşacağız-tespit yapacağız-konu uzmanı gibiymişiz gibi en iyi çözümleri söyleyeceğiz-birilerine taş atmaya devam edeceğiz-birileri çözsün diye bekleyeceğiz-çözüm merkezlerini doğru harekete geçirme mekanizmalarını kullanmayıp yine taş atacağız…… veeee sonra yine taş atacağız. VARMISINIZ HAREKETE GEÇMEYE. Ben VARIM.

    • Filiz diyorki:

      Hem fikirim Ahmet bey, eğitim aile de başlar öğretim ise kurumlar ile devam eder. Yetkili merciler sorumluluklarını yerine getirdikleri zaman etkili bir hareket olacaktır, ve eleştirel bir eylem ortaya çıkmayacaktir saygılar. ✍️

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL