Köşe Yazıları

Çocuklar kayboluyor!

Çocuklar kayboluyor!

Kaybolan Çocuklar !

Tüik raporuna göre Türkiye’de 2008-2016 yılları arasında 16 ülkenin nüfusundan fazla çocuk kayboldu…
2008-2016 yılları arasında Türkiye’de 45 bin 96 erkek çocuğun kaybolduğu bildirildi. Güvenlik birimleri tarafından derlenen verilere göre en fazla kayıp bildirimi,15-17 yaş grubunda yaşandı…
Türkiye genelinde kayıt altına alınan erkek çocuğu kayıp vakalarının yüzde 55’i, Antalya, Diyarbakır, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Adana, Ankara, Bursa, Denizli ve Şanlıurfa illerinde meydana geldi…

Çocuğunuzun kaybolduğunu fark ettiğinizde bunu çevrenize mümkün mertebe hemen bildirmeye çalışın. Çünkü zaman faktörü lehimize veya aleyhimize işlemektedir.
Fidye amaçlı kaçırılmalarda ise çok dikkat etmelisiniz. Bunun nedenlerinden biri de kaçıran kişi ya da grupların profesyonel olması ihtimalidir.
Bu deyim yerindeyse-kansızların bağlantıları vardır ve sizi yüksek ihtimal izleyeceklerdir. Bu sebeple işe emniyet güçlerini karıştırmanızı istemezler.
Bir telefon gelir veya bir zarf içinde fidye istediklerine ilişkin yazı ulaştırılır tarafınıza…

Yine çocuğunuzun kaybolduğunu fark ettiğinizde, lütfen aklınızda bulunsun; genellikle çocuk korku veya sevinçleri doğrultusunda hareket sergileyecektir. Bu ve benzeri sebepler ışığında çocuğunuzun hareket kabiliyetlerini bilmeniz avantaj sağlayacaktır…

Tüm bunların beraberinde hiçbir sebep görülmeksizin aniden ortadan kaybolan çocuklar var…

Bundan takriben yaklaşık 23 yıl önceydi.
Televizyonda 4-5 yaşlarında çocuğu kaçırılan bir aile vardı. Aile perişandı ve çocuk her türlü çabaya rağmen bir türlü bulunamıyordu.
Babanın cep numarasına ulaştım, aradım kendisini ve olay yerini incelemek istediğimi belirttim.
Baba çaresizdi, gelebilecek her türlü yardıma gereksinim duyuyordu. Bu sebeple beni İstanbul’a davet etti.
Elbette tek sebep bu değildi, polis gerekli uyarıları aileye zaten yapmıştı; bunu oraya vardığımda kendisi de söylemişti.
Belirttiği adrese gittim ve site önünde beklemeye koyuldum.
Bir müddet sonra bir araba geldi. Araçtan 2 kişi indi, çocuğun babasını tanımıştım. El sıkışıp selamlaştıktan sonra, sitenin güvenlik görevlisi olup olmadığını sordum.
Güvenlik görevlisi dedikleri emekli 60’lı yaşlarda bir adamdı. Elimi uzatıp merhaba derken bakışlarına dikkat kesildim; muzdarip, yorgun ve ister istemez şüpheci bakıyordu…

Site içinde 7-8 apartman vardı, her biri 6-7 kat ve her katta yanlış hatırlamıyorsam 2 daire bulunuyordu.
Apartmanın önüne geldik. Ailenin evi 1.kattı ve mutfak kısmı 3-5 metre ötede oyun parkına bakıyordu.
Önce çocuğun babasını dinledim, sonra annesi ile tanıştım ve kendisine olayı en başından anlatmasını rica ettim.
Kendisinin ifadesi şöyleydi :

” Mutfakta yemek yapıyordum. Pencere açık olduğundan oğlumu bu mesafeden görebiliyordum. Sonra bir iş için mutfaktan çıktım, biraz oyalandım ve aklıma kaynayan tencere geldi. Başımı çevirip oyun parkına baktığımda çocuğumu göremedim. Pencereden sarkındım, etrafa bakındıysam da yine göremedim. Dışarı çıktım, onunla oynayan çocuklara sorduysam da az önce yanlarında olduğunu sonra gözden kaybolduğunu söylediler. Yabancı birinin yanlarına gelip gelmediğini sorduğumda ise hayır dediler. Her şey 5 dakika süre zarfında gerçekleşti ! ”

Bu satırları üzücü ve ağlamaklı bir şekilde yanık bağrından anlatmaya gayret ediyordu ki kadıncağız dayanamadı ve gözyaşları sel olup akmaya başladı. Zaten ağlamaya başladığı an da arkasını dönerek odayı terketti.
Aile perişandı.
Anne, baba ve evin içinde büyükanne ve büyükbaba dahil, 6-7 kişi vardık.
Allah razı olsun, yemeğe davet ettiler. Bir çorba içebildim ve iyi olmadığımı, yoğun baş ağrısı çektiğimi söyledim.
Ağrı kesici verdiler…

Oyun parkında incelemelerde bulundum. Parkın 10-15 metre ötesinde tel örgü vardı. Bir insanın hafif eğilerek içeri girme ve çıkmasını sağlayacak bir açıklık fark ettim. Ne zamandır böyle olduğunu sordum, birkaç ay diye cevap verdiler.
Bir çocuğun kolayca kaçırılabileceği bir yer değildi. Hele ki parkta onunla beraber oynayan 5-6 çocukla birlikteyken.
Bu tanıdık biri olmalıydı, çocuğun daha önceden tanış olduğu biri !
Aklıma gelen her soruyu sordum. Hiçbir sonuç elde edemedim, sanki çocuk hayalet olmuş, bir an da sırra kadem basmış gibi ortalıktan yok olmuştu !
Allah bu acıyı hiçbir aileye yaşatmasın dilerim. Gerçekten çok kötü bir duygu..

Lütfen çocukları göz ve ses mesafemizden uzakta tutmayalım. Onları anlamaya çalışmanın yollarından biri de iyi bir dinleyici ve gözlem yapmaktan geçiyor..

~Sevgiler~

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL